Film İsmi : ALLAH GELECEK
Yönetmen : Mecid Mecidi
Çekim Yılı: 1995
Türü: Dram
Allah Gelecek, İran sinemasının usta yönetmenlerinden Mecid Mecidi’nin yönettiği ilk filmlerinden ve ilk kısa filmi. 1959 doğumlu yazar, 14 yaşında amatör tiyatro gruplarında başlayan sanat tutkusunu, 1979 İran İslam Devrimi sonrasında Muhsin Mahmelbaf’ın yönettiği “İstiaze” (1984) ve “Boykot” (1985) filmlerinde rol alarak devam ettirdi. Kendisinin yönettiği ilk filmi olan “Kaçakçı” (1992), halktan büyük ilgi gördü.
“Kaçakçı” sonrasında çektiği ilk filmi olan “Allah Gelecek”te Mecid Mecidi, diğer filmlerinde olduğu gibi çocuk temizliğini, çocuk saflığını temiz ve güzel olanı anlatabilmek için işledi. İlk filmi olan Kaçakçı’da, çocuk istismarının kirli yüzünü ifşa ederken Üçüncü filmi olan “Baba”da, çocukluktan gençliğe geçiş evresindeki Mehrullah’ın gözünden anne, baba ve aile kavramlarını işler. Sonrasında çektiği “Cennetin Çocukları”nda (1997) diğerkamlığı, kardeş sevgisini, fedakarlığı ve “Allah’ın Boyası”nda, Allah’tan razı olmak ve şükür gibi iki ağır kavramı çok sade, ince ve sevgi dolu bir üslüpla işler. O, kadın ve erkek arasındaki aşkı bile “Baran”da(2001) çocukluktan ilk gençliğe adım atan Latif’in tertemiz dünyasından aktarır.
“Allah Gelecek”te, Mecidi Mecidi’nin filmlerine yansıyan çocuk saflığı ve temizliği derinden hissediliyor. Yine film, Mecid Mecidi’nin filmlerinde hep izlediğimiz gibi, içimizden birinin yaşayabileceği bir ortamda, içimizden birinin yaşayabileceği sıradanlıkta bir olay üzerinden işlenmiş. Bu, filmdeki tüm karakterlerle hemen bütünleşivermenizi, onların yaşadıklarını hissedebilmenizi kolaylaştırıyor. Abartılı sahneler, ulaşılmaz mekânlar, alışılmadık olaylarla yormuyor Mecid Mecidi bizi. Hemen konunun ana fikrine ve ana fikri işlerken yansıttığı duygu seline yoğunlaştırıyor.
Film, ikinci sınıfta okuyan Muhsin’in yüce Allah’a yazdığı bir mektubu konu ediniyor. Şöyle başlıyor Muhsin mektubuna “Selam Allah’ım. Benim adım Muhsin, kız kardeşimin adı Masume.” Çocuk saflığının, temizliğinin her zerresi işliyor mektubun tüm satırlarına. Muhsin, bu mektubu, hasta olan annesi için yazıyor.
İran’ın küçük bir köyünde yaşayan Muhsin’in annesi hastadır ve ameliyat olması gerekmektedir. Muhsin’in babası, Masume’yi, Muhsin’e emanet edip, babaannenin sözünden çıkmamasını tembihleyip, şehre para bulmak için gider. Muhsin de bu esnada evin işleriyle ilgilenir. Evdeki ateşi yakmak, odunları taşımak, evcil ördeklerinin yumurtalarını pazarda satıp eve para kazandırmak Muhsin’in sıradan görevleridir. Muhsin bu işlerini büyük bir sorumlulukla yerine getirirken eve daha çok para getirebilmek için de yabani ördek tuzağı kurup beklemektedir.
Muhsin’in babasının yokluğunda babaannesine bu desteği verirken annesinin durumu giderek kötüleşmektedir. Eve ziyarete gelip giden kadınlar hep Allah’tan bahsederler. Allah,“büyüktür”, “azimdir”, “kadirdir”, “her şeye gücü yeter”. O’ndan başka kimsemiz yoktur. Sığınağımız O’dur. Muhsin’in çocuk kalbinde Allah’ın sevgisi ve gücü büyüdükçe büyür. Ördek tuzağını birlikte kurdukları köyün büyükleri de hep Allah’ın gücünden, nasip etmesinden, bağışlamasından bahsetmektedirler. Muhsin sonunda annesinin hastalığı için kendisine yardım edebilecek olanı bulmuştur. Bu yüce Allah’tan başkası değildir. İyi de ona nasıl ulaşmalı?
Muhsin ve Masume’nin öğretmeni birinci ve ikinci sınıfları bir arada okutmaktadır. Öğretmen, birinci ve ikinci sınıfları ayrı ayrı ödüllendirdikten hemen sonra okul kapısına getirilen bir mektubu alır ve okur. Öğretmeninin ifadelerini takip eden Muhsin, artık Allah’a nasıl ulaşabileceğini bulmuştur. Üstelik mektup yazmak için kağıt almaya gittiği köyün bakkalı da kendisine mektup yazmak istediğini söyleyince, bir zarf ve pul vermiş ve de “Mektubunu yaz, bu zarfın içine koy. Üzerine de pulunu yapıştırıp posta kutusuna attın mı, o gideceği yeri bulur.” deyip Muhsin’in eksik kalan bilgisini tamamlamıştır.
Muhsin hemen sarılır kaleme. Heyecanlıdır. Bir sır gibi içinde sakladığı bu kurtuluş reçetesini sadece Masume’ye hiç kimseye söylememesi şartıyla anlatır. Birlikte yazarlar mektuplarını yüce Allah’a ve şöyle devam ederler:
“Annemiz çok hasta. Hastaneye gitmesi lazım. Doktorlar onu iyileştirecek. Ama onlar çok para istiyorlar. Babam çok para bulabilmek için şehre gitti. Ama o yeterince para bulamazsa annem iyileşmeyecek. Herkes Allah’ın bütün sorunları çözebileceğini söylüyor ve Allah’ın her zaman şifa bulacağını. Şimdi Masume ve ben sana mektup yazıyoruz, gelip annemi hastaneye götürmen için. Sen çok merhametlisin. Sen çocukları seversin. Biz de seni çok seviyoruz.”
Muhsin ve Masume’nin mektupları şöyle biter:
“Şayet gelmezsen, biz çok üzülür ve ağlarız. Biliyoruz ki, senden başka kimse bize yardım edemez. Seni her gün köy yolunun orada bekleyeceğiz. Annemizi arabayla hastaneye götürmesi için bize birini yollayabilirsin. Bu bizim sana mektubumuz.”
Sonrasında Muhsin ve Masume, her gün köy yolunda yüce Allah’ın göndereceği arabayı beklemeye başlarlar. Masume bu bekleyişin nasıl sona ereceğini, annesinin iyice kötüleştiği bir gece gözlerine uyku girmez haldeyken sorar:
– Muhsin sence Allah’ın gökyüzünde evi var mı?
– Evet.
– Nerede sence?
– Ay’da.
– Mektup nasıl ulaşacak oraya, çok uzak. Ormandan bile uzakta.
– Babaannem dedi ki “Allah her şeye kadirdir”.
– Sence Allah bizim mektubu okuyacak mı?
– Evet
– Sonra ne olacak?
– Allah gelecek.
Yeryüzünde zulmün, adaletsizliğin, cinayetin, soykırımın, acıların ve çocuk katliamlarının zirveye ulaştığı bir zamanda, sekiz yaşındaki Muhsin’in kalbinin temizliği, bize, tevekkülü, duayı, yüce Allah’a güvenip dayanmayı en saf ve en duru şekliyle anlatıyor.
Film bize çocuklara Allah’ı anlatmak için çok karmaşık yöntem ve tekniklerden ziyade kendimizin öncelikle buna iman etmemizi, inanmamızı ve içimizin bunun için yanmasını öğütlüyor. Çocuklar, bilgileri aktarırken bizim uyguladığımız yöntem ve tekniklere ya da yaptığımız etkinliklerin zenginliğine değil, duygularımızın içtenliğine bakıyorlar. Filmin içerisindeki yetişkinlerin hiçbirinin Muhsin’e ya da Masume’ye Allah’ı anlatmak ya da sevdirmek gibi bir dertleri yok. Onlar zaten inandıkları, sevdikleri ve zaten dayanıp, ümit bağladıkları bir Allah’ı dilleriyle anıyorlar. Muhsin de çocuk kalbinin safiyetiyle büyüklerinin bu samimiyetini içselleştiriyor.
Allah Gelecek, her şeyden öteye Allah’ın yardımının geleceğine olan inancınızı pekiştirecek, tüm ailenizle kırk dakikanızı ve ötesini güzelleştirebilecek bir film.
Not: Filmin daha güzel bir kopyasının olduğu bir linke ulaşabilen ya da filmi bazı programlarla daha iyi izlenebilir hale getirebilecek veya Türkçe dublaj yapabilecek takipçilerimiz bu bilgileri bize ulaştırırlarsa aramızda hayrı çoğaltmış oluruz.
Link : https://www.youtube.com/watch?v=9uZ4pNi1Ugw
Kritik Eden: Volkan Tekdemir
