Sosyal Çevreyle Şekillenen Taklit Becerileri Bebeklikte Başlar!

​Klinik Psikoloji Doktoru Marilyne Dragon liderliğindeki Concordia Üniversitesi araştırmacıları, küçük çocuklarda sosyal etkileşimin ve öğrenmenin temel ve en etkin yönü olan taklit davranışının gelişimini inceledi. Makalenin başyazarı, Concordia Üniversitesi’nden Klinik Psikoloji Doktoru Marilyne Dragon, çocukların taklit gelişimi için diyor ki:

“İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Birçok çalışma göstermiştir ki, okul öncesi çağında yetişkin davranışlarını taklit etme; yeni beceriler kazanma, kültürel bilgi paylaşımı ve bağlılık duygusu gelişimlerini desteklemektedir. Taklit üç-beş yaş arasındaki çocuklarda incelenmiştir; iki yaş altı çocuklarda araştırma çok azdır. (Çocuklar) kişiyle bağ kurmak istediği için aşırı taklit yapıyor, onlar gibi olmak istediklerini göstermek istiyor.”

Araştırmacılar, küçük çocukların yüksek taklit becerisinde olduğunu ve bunun grup içi tercihten kaynaklanmadığını; kendilerine benzer birini memnun etmek için hareket etmediklerini buldu. Bu durum; sosyal bağlılık nedeniyle aşırı taklidin, ilerleyen yaşta ortaya çıkabileceğini gösterirken, hafıza ve kavramayla ilişkili diğer taklit türleriyle de yakından ilişkili olduğu görüldü.

Hafıza ve sosyal kavrama bağlantısı

Araştırmacılar, kavrama yaşı 18 aylık olan 73 çocuk seçti ve her çocuğa dört görev verildi. Her görev, bir taklit türünü test etmek için tasarlandı. Taklit görevi, oyuncak içeren bir kutuyu açmayı içeriyordu ve biri, hedefle ilgisiz olan bir hareketti. Başlangıçta hafıza test etmek için tasarlanmış olan bu taklit gözlemi, çocuğun bir oyuncağı yastık ve battaniyeyle yatağa yatırması gibi üç eylemi doğru şekilde taklit etmesini gerektiriyordu. Çocuğun taklit yapıp yapmadığını görmek için bir fincana boncuk dizisi konsa da, çocuk başarılı olamadı.

Son olarak, grup içi tercih gözleminde çocuk ekranın önünde oturtuldu. Ekranda bir kadın ve bir robot, aynı peluş hayvanı yan yana tutuyor ve aynı işlemleri aynı anda yapıyordu. Deneyci, ekranın altındaki bir perdenin arkasına saklanıp oyuncakları, robot ve kadın tarafından sunulmuş gibi bir çubukla tuttu. Çocukların, önce robotun mu kadının mı oyuncağına uzandıklarını gözlemleyip puanlandı. Bu noktada Dr. Dragon diyor ki:

“Bunu yapmamızdaki amaç, çocukların kendilerine daha çok benzeyen biriyle bağlantı kurma isteğini görmekti. Ortaya çıkansa, niyet ve taklit görevlerinin net bir ilişkisi olduğuydu; diğer ikisindeyse hiç yoktu. Aşırı taklit ile grup içi tercihi arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyoruz ancak bu bağlantı, çocuklar büyüdüğünde ortaya çıkıyor. Dört buçuk yaşına gelen aşırı taklitçi çocuklar, cinsiyet ve etnik köken açısından kendilerine benzer çocukları tercih etme eğiliminde.”

Makalenin yardımcı yazarı aynı Üniversitenin Psikoloji Bölümü Profesörü Diane Poulin-Dubois ekliyor:

“Bu, aşırı taklidin grup üyeliği bilgisiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.”

Dragon sonuçların, aşırı taklitle ortaya çıkışının çocukluk gelişimindeki öneminin, daha fazla incelemesi gerektiğini düşünüyor ve özetliyor:

“Ebeveyn ve öğretmenlerin, çocukların onları taklit edeceğine dikkat etmeleri önemli. Gereksiz hareketleri de taklit edeceklerinden bilinmesi gerekense, eleştirel düşünme becerilerinin geliştirmesidir.”

Özetle bulgular, çocukların gözlem yoluyla öğrendiği gerçeğini kabul ederken; onlara seçici taklit ve bağımsız muhakeme yeteneğini kazandırmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Çeviri  : Behçet TAŞDAN – Aile Akademisi

Editör  : Alper KURUÇAY – Aile Akademisi

Kaynak:

https://sciencedaily.com/search/?keyword=#gsc.tab=0&gsc.q=A%C5%9F%C4%B1r%C4%B1%20&gsc.sort=

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir